Matematik Felsefesi dersinde, öğretmen adaylarımdan, hayali bir öğrencisine, içerisinde matematiğe yönelik kendi fikirlerini barındıran bir mektup yazmalarını istemiştim. Aşağıda çok beğendiğim bir mektubu, kendisinden de izin alarak paylaşıyorum. Dileğim, öğretmenimin içindeki cevherin sönmemesi…

Minik Yıldızım,

      Bugün sana büyüleyici bir gezegenden bahsetmek istiyorum. Bugüne kadar adını hep duyduğun, çevresinde dolaştığın, bazen uzun uzun ve umutsuzca seyrettiğin ama üzerinde dolaşmaya belki de hiç cesaret edemediğin bir gezegen burası. Anlattıkça sen de anlayacaksın hangi gezegenden bahsettiğimi. Bu gezegen üzerinde yaşayan tüm insanların hatta canlı ve cansız tüm varlıkların aynı dili konuştukları bir dünya. Bu nedenle herkes birbiriyle kolayca anlaşabiliyor. Bu dilin icadı doğayı keşfetmekle başlamış çünkü bu doğanın diliymiş. İnsanlar yaşadıkları dünyayı incelemiş ve kusursuz bir uyum olduğunu fark ederek bu dilin ilk adımlarını atmışlar. Var olduğunu fark ettikleri her kuralı, ahengi bir sembolle göstermeye başlamışlar. Sonra doğada olan mükemmellikleri, bu dil sayesinde taklit etmeye başlamışlar. Her geçen gün yeni bir şeyler üretmişler. Gezegenlerini güzelleştirmişler. Kendilerine yaşam alanları oluşturmuşlar.

matematik gezegeni
Bu gezegende teknoloji hep ileriye doğru gider. İnsanlar hep daha çok hayal ederler. Konuştukları bu dil onların, kendi dünyalarında olmayanları bile hayal edebilmelerini sağlar. Bu gezegende amaç neyin doğru olduğunu öğrenmek değil, neden doğru olduğunu anlamaktır. İnsanlar bu amaca tutkuyla bağlıdırlar. Nefes aldıkları her an bu düşünceyle yaşarlar. Bu dil sayesinde hayatlarını kolaylaştırırlar. Bu gezegende bu dille en güzel resimleri yaparlar. Tüm renkleri karıştırarak hayatı, yaşamı resmederler. Bu dille eğlenirler, oyunlar oynarlar. Bu gezegende sınırlar yoktur, zaman sonsuzdur. Canlı ve cansız her şey kesindir, mutlaktır. Mevsimler tıpkı bizim dünyamızdaki gibi sıralıdır. Geceden sonra hep gündüz gelir, çiçekler hep aynı düzende yaprak açar, var olan her şeyde altın kadar değerli bir oran vardır.

altın oran

Eminim neden bahsettiğimi çoktan anladın, minik yıldızım. Bu gezegen matematik dünyası ve bu dünya bizim dünyamızın bir yansıması.  Yani matematik aslında yaşamımızın ta kendisi. Bu güne kadar matematiğin dünyasına girmek senin için ürkütücü oldu belki ama unutma ki matematik imkânsız değil sadece bir dil ve doğayla konuşma şansına sahip olduğumuz tek dil. Bu dil sayesinde yaşadığımız dünyayı anlamlandırabiliyoruz. Bu dili öğrenirken yaşadığımız zorluklarsa, bu dilin yani matematiğin ne kadar kıymetli olduğunun bir göstergesi. Bu nedenle matematiği öğrenmeye başladığında yaşayacağın mutluluk da, yaşadığın zorluk kadar büyük olacak, tıpkı en sevdiğin bilgisayar oyunundaki zor bir bölümü geçtiğinde yaşadığın sevinç ve mutluluk gibi.

matematiksel güzellik

Matematik öğrenirken karşılaştığın her bir problem, bir başka problemin çözümüne götürecek seni. Bu dünyayı tanıdıkça ve keşfettikçe inanıyorum ki sen de bu ortak dili konuşmaktan zevk alacaksın. Sen de zamanla etrafında olup bitene matematikle anlam kazandıracaksın. Gökyüzüne baktığında yıldızları görüp sonsuzluğu anlayacaksın, aşık olduğunda kendini iki bilinmeyenli bir denklemde göreceksin, en sevdiğin filmi seyrederken yediğin çekirdekte altın oranla tanışacaksın, konuşurken bilmediklerine “şey” diyeceksin. Matematiğin sadece hesaplamalar, sayılar, formüller olmadığını görecek ve matematik öğrenmeye çalışmak yerine hayatımızda zaten var olan matematiği anlamaya başlayacaksın.
sanat
      Dilerim ki Leonardo’nun Mona Lisa’sını güzelleştirdiği gibi matematik senin de hayatını güzelleştirir.
                                                                                      Sevgilerimle








0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir