Dün itibariyle yaşadığım bir olayı bir film sahnesi gibi anlatmaya çalışacağım.

Sahne 1: Motooor!

Oyuncular: Aydan, Hüseyin, Bayılan çocuk, Bayılan çocuğun arkadaşları

Aydan ve Hüseyin kendi aralarında konuşmaktadır. Trafik problemlerinden tutun da, yere sigara izmariti atan insanlara; “bu insanların zihniyetini nasıl değiştirebiliriz” olgusundan tutun da, “insansızlık” mefhumuna… Ama Aydan her zamanki tutumundan farklı bir yaklaşımla olayı dillendirmektedir. Şikayetvari bir tutum ile…

Hüseyin: Yapmayın hocam, aramızda en pozitif olan sizsiniz.

Aydan: Beni de bezdirdiler Hüseeyin, ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.

Hüseyin: Biz elimizden geleni yapmak zorundayız hocam, yapacağımız bu.

Derkeeeen aniden bir öğrencinin bayıldığı bir sahne girer. Öğrenci bayılmıştır ve yanındaki arkadaşları paniklemiştir. Sahneye önce Aydan ve Hüseyin girer. Aydan öğrenciye nasıl müdahale edeceğini bilemez. Su mu almalıdır? Kolonyalı mendil mi işe yarar? Bayılan birinin kafası mı, ayakları mı kaldırılmalıdır? Neyse ki devreye bunları bilen insanlar girer ve Aydan rahat bir nefes alır.

Kestiiiik!

Bu sahneye istediğiniz açıdan bakabilirsiniz. Bayılan çocuk, Hüseyin, Bayılan çocuğun arkadaşı, orada bunları izleyen herhangi biri..Ama bu filmin yönetmeni de başrol oyuncusu da benim ve size bu sahneden sonrasını kendi açımdan aktaracağım. Var mı itirazı olan? 🙂

Aydan tüm bu müdahalelerden sonra kendisine çılgın sorular sorar: Bu olay herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde gerçekleşebilirdi. Yani t zaman,  x mekan olmak üzere; neden t1 ve x1 gibi spesifik değerler aldı bu olay? Bu aralar fazla mı şikayet ediyorum acaba? Şikayet ettikçe elime kendimi sinirlendirmekten başka bir şey geçmiyorsa neden bu yolu tercih etme ihtiyacı hissediyorum? Öğrenciye müdahale edememenin nedeni ilkyardım bilgilerimin olmaması ise, bu bilgileri bir an önce öğrenmem gerekmez mi? Öğrenmenin yanında öğretmen adaylarına da öğretmek gerekmez mi? İlk yardım konusunda neden bu kadar bilgisiziz?

Bla bla bla…

Ve yönetmen şöyle bir sonla bitirir filmini. Aydan bazı sorularına yanıt bulmuş gibi mimikler sergilerken, bazı sorularına da hala yanıt arar görünmektedir…

Şimdi şu yorumları hissedebiliyorum: Eeee? Yani?

Yanisi yok! Öncelikle şunu kabul etmek gerekir. Bir olaya farklı açılardan bakılabilir. Yönetmensen sen belirleyebilirsin bu bakış açısını. Oyuncuysan sadece oynar ve gidersin. İyi bir seyirciysen farklı anlamlar çıkarabilirsin filmden, kötü bir seyirciysen zevk bile alamazsın.

Hayat  bir filmden ibaretse; bu filmin yönetmeni de, oyuncusu da seyircisi de olmak senin elinde. İster hepsini birden ol, istersen tekini. İster yönet, ister izle, ister oyna, ister anla. Seçim senin. Ama şunu kabul et, bu filmin bir de yapımcısı var…


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.